Beynim her şeyi görmemi istemez. Bu bir hata değil — bu bir sistem.
Ama bu sistem bazen beni hayatımın dışında yaşatır, körleştirir ve gelişimimi engeller.
💭 Bu sabah toplu taşımada kaç kişiyle göz göze geldin?
💭 Asansörde komşun “günaydın” dedi mi, yoksa ikinizin de bakışları telefonda mıydı?
💭 Market kasasındaki kişinin yüzünü hatırlıyor musun — sanki biraz keyifsiz miydi?
Merak etme, çoğumuz hatırlamıyoruz. Çünkü oradayız ama aslında değiliz.
Selam bunu okuyan ve hayatı otopilotta yaşayan.
Naber?
😎
Tanıdık geldi mi yukarıda okudukların?
Lütfen kendine dönemin pek popüler teşhislerinden birini koymadan önce bir an dur, bu okudukların dikkat dağınıklığı değil.
Tersine — beynin son derece verimli çalıştığının kanıtı. Biyologlar buna “alışma tepkisi” diyormuş: tekrar eden bir uyaran, bir süre sonra beyin tarafından “önemli değil” etiketiyle işaretleniyor ve filtreleniyor.
Enerji tasarrufu gibi düşün. Otomatik pilota geçiş.
Malum beyin deli yakıt yiyen bir organ, pahalı yani 🙂
Sorun şu: bu tasarruf filtresi, sevdiğin kişinin yüzünü de, sabahların o taze kokusunu da, kendi nefes ritmini de süzüyor. Yani sırf gereksiz uyaranları değil — hepsini.
Bu durumda ortaya koccccaman sorular çıkıyor;
💭 Beynim benim efendim mi?
💭 Neyi görüp görmeyeceğime o mu karar verecek?
💭 İyi de bu nasıl benim seçtiğim bir hayat olur?
💭 Ben nasıl beynimin efendisi olurum?
“Hayatı kaçırmak, büyük felaketlerle değil; küçük anlara kapalı olmakla olur.”
OTOPİLOT NE ZAMAN DEVREYE GİRER?
Sabah hazırlanırken. İşe giderken. Toplantıda birini dinlerken. Akşam yemek yerken ekrana bakarken. Yani neredeyse her an her yerde, yapmaya alışık olduğumuz, rutinimizde olan her eylemde.
Araştırmalar, insanların günün yaklaşık yüzde kırkını “zihinsel yoklukta” geçirdiğini söylüyor. Bedenleri orada, zihinleri geçmişte ya da gelecekte. Bu sadece verimsizlik meselesi değil — o anları yaşayamamak meselesi.
Sana biraz canını sıkacak bir bilgi vereyim mi?
24 saatin 8 saati uyku — geriye 16 saat kalıyor.
16 saatin %40’ı = 6.4 saat zihinsel yokluk.
Yani uyanık geçirdiğin her günün yaklaşık 6 saat 24 dakikasını otopilotta geçiriyorsun.
Haftada 44.8 saat. Yılda 2.336 saat — neredeyse 97 tam gün.
Ve işin tuhaf yanı şu: otopilot kırıldığında, genellikle hoş olmayan bir şeyle — bir kaza, bir kavga, bir şok — kırılıyor. Güzellik bizi silkelemiyor, her şey yolunda giderken uyanamıyoruz. Rahatsızlık, konforsuzluk bizi bir anda uykumuzdan uyandırıyor.
Hemen canın sıkılmasın, yani biraz sıkılsın elbette de, merak etme şuan bunları okuduğuna göre ufak ufak “uykuda mıyım yahu ben” demeye başladın demektir.
TURİST BAKIŞI NEDEN ÇALIŞIR?
Hiç yabancı bir şehire gittiğinde milyonlarca insanın her gün görmezden geldiği şeylere hayran kaldığını fark ettin mi?
✨ Bir kapı tokmağı.
✨ Eski bir apartmanın balkonu.
✨ Bir çiçekçinin dizdiği renkler.
O şehrin sakinleri bunları görmüyor — ama sen görüyorsun. Çünkü beynin o manzarayı henüz “sıradan” olarak etiketlemedi.
İşte bu his — bu turist bakışı — aslında her an erişilebilir bir seçim. Ama kimse bize bunu öğretmedi. Aksine, verimli olmayı, hızlı olmayı, “işe yaramayan” şeyleri görmezden gelmeyi öğrendik.
Güzel haber: biz kendimize bunu öğretebiliriz.
“Kendi hayatına turist olmak, en ucuz ve en erişilebilir farkındalık pratiği.”
Farkındalık, çoğu zaman büyük bir pratik gerektirmiyor. Bazen sadece şu: bilerek bakmak.
💭 İşe giderken kulaklığı çıkartabilir miyim?
💭 Telefonumu toplu taşımada cebime koyabilir miyim?
💭 Sadece bir blok, sadece bir dakika — etrafıma bakabilir miyim?
💭 Ne görüyorum?
💭 Ne duyuyorum?
💭 Ne kokuyor?
Bu küçük bir şey gibi görünüyor. Ama beyin için devrim, inan bana.
Otomatik pilotu kıran şeyler genellikle küçük şeyler — bir beklentinin kırılması, beklenmedik bir güzelliğin algıya girmesi, küçük bir merak oluşması yeterli.
Sıradanlığa İsyan büyük kararlar almak değil. Her gün biraz daha görmek. Her gün birkaç saniyeliğine kendi hayatına “turist olmak.” Gün içinde rutinde devam eden akışına merakla yaklaşmak.
“Bu bana neyi sağlar?”
✨Akıp giden hayatımın gerçekten nelere maruz kalarak geçtiğini fark edebilirim.
✨ Kendime ve çevreme yabancılaştığım alanları fark ederim.
✨ Sürekli şikayet ettiğim şeylerin ufacık bir açı değişikliği ile dönüşebileceği gerçekliğine uyanabilirim.
✨ Yaşamak ile hayatı deneyimlemek arasındaki farkı hatırlayabilirim.
BUGÜN DENEYEBİLECEĞİN ŞEY
Eve dönerken farklı bir sokaktan git. Sadece bir sokak. Haritaya bakma. Ne bulursan bul.
Ya da şu an bulunduğun odaya yeni gelmiş biri gibi bak.
💭 Ne dikkatini çekiyor?
💭 Ne gözden kaçmış?
💭 Hangi nesne orada olmayı hak ediyor, hangisi sadece yer kaplıyor?
Fark etmek değiştirmez. Ama değişimin her zaman fark etmekle başladığını unutma.
Otopilotta yaşamak ve hem kendine hem çevrene körleşmek normal. Hayır dikkatsiz veya eksik değilsin.
Bugün kendine bir müsaade vermeye ve olanla kalabilmeye, hissetmeye ne dersin?
21 günlük Sıradanlığa İsyan oyunu ile dönüşümü başlat.
Her gün bir görev, her gün biraz daha görme pratiği

