Vücudun sinyaller veriyor. Sen bir bardak kahve daha yapıyorsun.
Gözlerin ağır. Omuzların gergin. Boynunun bir tarafında resmen bir yumru var.
Sabahları yataktan kalkışın adeta bir dram filmi.
O bildik öğleden sonra düşüşü artık rutin bir gerçeklik — kafaya bir taş bağlanmış gibi, “kendimi nereye sersem de orada kalsam”, “eve gider gitmez yatağa giriyorum” cümleleri var kafanda.
Ve sen hâlâ ekrandaki listeye bakıyorsun: “Biraz daha. Şunu da bitirsem tamamım”.
Selam bunu okuyan ve işleri yetiştireyim derken, kendine geç kalan.
Naber?
😎
Tanıdık geldi mi yukarıda okudukların?
Bilir misin?
Yorgunluk çoğu zaman bir enerji sorunu değildir. Bir izin sorunudur.
DİNLENMEYİ ERTELEMEK NASIL BİR ALIŞKANLIĞA DÖNÜŞTÜ?
Bir takım salıklarla büyüdük: çalışmak erdem, dinlenmek ödül. Önce hakkını kazan, sonra uzan.
Peki o kazanmak istediğim haklar tam olarak ne zaman bitecek?
Ve ayrıca ben kazandığım bu hakları, ne zaman nerede harcama / kullanma hakkını elde edeceğim?
Bu hakları kim belirliyor?
Liste uzuyor, sorumluluklar çoğalıyor, beklentiler artıyor. Ve dinlenme hep “sonraya” kalıyor.
İçin mi daraldı, daralmasın. Bunu fark ettik mi, yolun yarısını geldik demektir 🙂
Dinlenme, üretkenliğin karşıtı değil. Sürdürülebilirliğin başlangıcı.”
Beyin yorulduğunda, karar alma mekanizması bozuluyor, bunu sanırım tartışmaya gerek yok. Empati azalıyor. Tahammül düşüyor. Performans düşüyor ve hata oranı artıyor. Yani dinlenmemek, verimliliği artırmadığı gibi — yavaş yavaş aşındırıyor.
BEDEN HER ŞEYİ BİLİYOR — BEN DUYMUYORUM
Bedenin sürekli konuşuyor. Omuzlardaki gerilim, midedeki sıkışma, çenenin kasılması, nefes alırken hissedilen ağırlık. Bunlar tesadüf değil. Bunlar mesaj.
Mesajdan da ziyade alarm diyelim mi? Haydi diyelim.
Ama çoğumuz bu mesajları okumayı unuttuk. Ya da hiç öğrenmedik. Beden konuşuyor, biz konuşmayı keselim diye ağrı kesici alıyoruz, kafein yüklüyoruz, ekrana gömülüyoruz.
Sonra bir tarafımızda çıkan bir hastalığı tedavi etmek için hayat bize “zoraki müsaade” verdirdiğinde, “oofffff hastayım falan ama dinlenmek ne kadar iyi geldi” diye ahkamlar kesiyoruz.
Ah canım biz, ne kadar da tatlıyız 🙂
Beden sinyallerini okumak bir beceri, geliştirilebilen bir kas gibi ve öğrenilebilir. Bu güzel haber.
Nahoş haber ise; kendimize müsaade verip bedeni dinlemek konusundaki isteksizliğimiz. Çünkü dinlersek, duyacaklarımızdan hoşlanmama ihtimalimiz yüksek :/
HAZZA MÜSAADE VERMEK NEDEN ZOR?
Dinlenmenin ötesinde, bir de haz meselesi var. Sadece “durmak” değil — gerçekten keyif almak. Sıcak bir banyo. Uzun bir yürüyüş. Hiçbir işe yaramayan ama yapmayı çok istediğin bir şey.
Sorarım sana;
🕳️ En son ne zaman sadece sana keyif verdiği için, hiç bir hedefe yönelik olmayan bir şey yaptın?
🕳️ En son ne zaman ucunda bir başarı veya beklenti olmadan bir şey ile uğraştın?
🕳️ En son ne zaman tüm gün telefonu sessize aldın ve kendinle kaldın?
Haydi birbirimize dürüst olalım.
💢 Kendine müsaade etmek bizim için artık ne demek?
💢 Telefon elde.
💢 Zihin başka yerde, suçluluk omuzda.
💢 “Bunu hak edecek kadar çalıştım mı?” sorusunu sormadan edemiyoruz.
Minik bir hatırlatma:
Haz, verimlilikle pazarlık gerektirmez. Hak etmek zorunda değilsin. Sadece insan olduğunu hatırlaman yeterli.
MOLA VERMEK KAÇMAK DEĞİLDİR
Bazen senin de şöyle düşündüğün olur mu? “Durursam her şey çöker, sistem patlar. İşler bekler, insanlar bekler, hayat bekler. Durmak yok, yola devam”.
Sürpppriiiizzli habeeer:
Durmazsam, kendime şarj olabilmek için müsaade vermezsem, hayat beni en olmadık anda durdurur. Kendimi bir anda çıkmaz bir sokakta bulur, daha da fenası paniklerim.
“Eyvah! Bu planda yoktu!”
Hastalık olarak, tükenmişlik olarak, ya da o sessiz, kronik boşluk olarak.
Bunu kim ister ki? Şahsen ben istemem, ya sen?
Kendinize müsaade etmek bir kaçış değil. Geri dönebilmek için dolmak. 🙂
BUGÜN DENEYEBİLECEĞİN ŞEY
Bugün bedenini bir kez tara. Sabah, öğle ya da akşam — fark etmez. Sadece iki dakika.
✨ Gözleri kapat.
✨ Omuzlar nerede?
✨ Çene nasıl?
✨ Nefes sığ mı, derin mi?
Hiçbir şey yapma. Sadece fark et.
Fark etmek değiştirmez. Ama değişim her zaman fark etmekle başlar.
Sonra kendine sor; “Bunun eylemi ne olabilir?
💭 Gerçekten 24 saat boyunca yataktan çıkmamak mı?
💭 O ertelediğin hiç bir amaca hizmet etmeyecek hobiye dalmak mı?
💭 Kendine yüksek kalorili bir tatlı ısmarlamak ve sokaklarda aylak aylak dolanmak mı?
Hissettiğin şeye müsaade edebilir ve sahip çıkabilir misin?
Bunun senin gerçekliğin olduğunu ve sana kendinle ilgili bir şeyler anlatmaya çalıştığını fark edebilir misin?
Durmak ve sadece kendi istediğin şeyi yapmak normal. Hayır tembel değilsin.
Bugün kendine bir müsaade vermeye ve olanla kalabilmeye, hissetmeye ne dersin?
Müsaade Maskesi — kısa bir mola için, dış dünyayı kapatmak için.
Bedenine yer açmak için.

