• Ana Sayfa
  • Oku
  • Dinle
  • Hikaye
  • Ana Sayfa
  • Oku
  • Dinle
  • Hikaye

© 2026 bi’MÜSAADE. Created with ❤️ using WordPress and Kubio

“Sakin ol” dedin kendine. Geçti, gitti gibi göründü. Ama üç gün sonra hiç olmayacak bir şeye ‘booom’ diye patladın.
Nereden geldi yahu bu gerginlik şimdi?

Bir şey seni rahatsız etti. Ama söylemedin.
Odadan çıktın, nefes aldın, “önemli değil” dedin. Ve gerçekten önemsiz gibi hissettirdi bir süre. Ta ki o küçük şey — tamamen ilgisiz, saçma küçük bir şey — patlama noktan olana kadar.

Selam bunu okuyan ve bastırdığı öfkesi uzay boşluğunda yok oldu sanan.
Naber?

😎
Tanıdık geldi mi yukarıda okudukların?

Öfkeni bastırdığında yok olduğunu düşünüyorsan, sana bilimsel bir gerçekten bahsedeyim; duygu bastırma (psychological suppression) kısa vadede rahatlama gibi hissettiren, ama uzun vadede ödenen, hem psikolojik hem de fizyolojik bir bedel.

Tansiyon, uyku sorunları, beklenmedik anlarda gelen patlamalar, ilişkilerde biriken sessiz küskünlükler… Bunların çoğunun altında “söylenemeyen” bir şey var.

“Peki ama öfkemi bastırmaz ve dışarı çıkartırsam, kendime ve birilerine zarar verme ihtimalim doğuyor, o ne olacak?” dediğini biliyorum.
okumaya devam 🙂

ÖFKE NEDEN BU KADAR KÖTÜ BİR İTİBAR KAZANDI?

Küçücük yaşlardan itibaren bize neler salık verildi?
“Sinirlenme.”
“Büyük insan gibi davran.”
“O kadar abartma.”
Öfke, kontrol edilmesi gereken bir güç olarak gösterildi. Taşması utanç verici, dile getirilmesi nezaketsizlik. Korkulması ve mümkünse acilen imha edilmesi gereken bir bomba.

Ama öfkenin bir işlevi var. Bir sınır ihlali algılandığında devreye giriyor mesela.
“Burada bir şey yanlış” diyor.
“Bu adil değil.”
“Bu beni incitti.”
Öfke, sinyal veriyor.
Ben ne yapıyorum? – “Kes sesini, bu uygun bir tepki değil” diyerek onun kafasını eziyorum.

“Öfke bir düşman değil, okunmayı bekleyen bir mesaj.”

Sinyali bastırdığımda, mesaj kaybolmuyor — sadece içeride dönmeye devam ediyor. Ve bir süre sonra dönüşüyor: pasif agresifliğe, içe çekilmeye, beklenmedik taşmalara ya da kendime dönük bir yorgunluğa.

ÖFKEME MÜSAADE ETMEK NE DEMEK?

Bağırmak değil. Patlamak değil. Karşımdaki insanı ezmek değil.

Şu demek: “Bu beni rahatsız etti” cümlesini sakince kurabilmek mesela. Önce kendime, sonra belki karşımdakine.
Duyguyu hissetmek için bir saniye durmak mesela. “Şu an içimde ne var?” diye sormak.

Çoğu zaman öfkemizin altında aslında bambaşka bir şey var.
Hayal kırıklığı. Korku. Kayıp.
Ya da çok basit bir şey — kendimize yeterince yer açamamış olmak. Öfke, o birikimin dışarı çıkma çabası, başka bir şey değil.

BASTIRMAK İLE SEÇMEK ARASINDAKİ FARK

Burada kritik bir ayrım var. Öfkemi her ortamda, her şekilde dışa vurmak zorunda değilim. Ancak buna “bastırma” değil, “seçim” diyoruz.

Seçim şu: öfkeyi hissediyorum, tanıyorum, kabul ediyorum. Ve şu an bunu nasıl ifade edeceğimi seçiyorum.

Bastırma ise şu: öfkeyi hissetmemeye çalışıyorum. Yok sayıyorum. Üzerine bir şeyler yığıyorum — iş, dizi, yemek, meşguliyet. Ta ki yığın devrilene kadar.

Fark küçük görünüyor ama hayatın seyrini değiştiriyor.

BUGÜN DENEYEBİLECEĞİN ŞEY

Gün içinde seni rahatsız eden bir an olduğunda — küçük de olsa — şunu dene:
Dur. Bir nefes al. Ve “Bu beni rahatsız etti çünkü…” cümlesini içinden tamamla.

Kimseye söylemek zorunda değilsin. Bunu yazmak da, sesli söylemek de, sadece içinden hissetmek de yeterli.
Önemli olan: duyguyu tanımak. Yok saymamak.

Küçük bir adım. Ama o adım, öfkenin birikip patlamasını önleyen sihirli an işte.

Hissettiğin şeye müsaade edebilir ve sahip çıkabilir misin?

Bunun senin gerçekliğin olduğunu ve sana kendinle ilgili bir şeyler anlatmaya çalıştığını fark edebilir misin?

Bugün kendine bir müsaade vermeye ve olanla kalabilmeye, hissetmeye ne dersin?

21 Gün Kendini Yakalama Oyunu yakında başlıyor.
Dürtülerini, tepkilerini ve iç sesini fark etmeye hazır mısın?

→ INSTAGRAM’I TAKİPTE KAL



© 2026 bi’MÜSAADE. Created with ❤ using WordPress and Kubio

  • Instagram
  • E-posta
  • TikTok
  • Spotify